Lovefilm.com düzenlediği anketle en çok bağımlılık yaratan dizileri seçti. 10 dizilik listede hakimiyet Amerikan yapımlarında...
Listenin tepesinde Kiefer Sutherland'ın başrolünde yer aldığı gerçek zamanlı aksiyon dizisi '24' bulunuyor. Bütün sezonları CNBC-e'de yayınlanan '24' oyların yüzde 19'unu topladı.
İkinci sırada ise yine tüm dünyada büyük ilgi toplayan 'Lost' bulunuyor. 2010'da sona erecek olan 'Lost' oyların yüzde 17'sini topladı.
Listenin üçüncü sırasında ülkemizde de yayınlanan Jennifer Aniston, Courtney Cox gibi oyuncuların başrolünde oynadığı komedi dizisi 'Friends' var. 'Friends'in oy yüzdesi yüzde 10.
En fazla oy toplayan dizilerden 'Heroes' dördüncü sırada yer alıyor. Türkiye'de CNBC-e'de gösterilen yapım oyların yüzde 9'unu topladı.
Amerikan yapımlarının hakimiyetindeki 10 dizilik listede bir tek 'Dr. Who' İngiliz yapımı olmasıyla dikkat çekiyor.
İşte en çok bağımlılık yaratan diziler:
1- 24
2- Lost
3- Friends
4- Heroes
5- The Wire
6- Dr. Who
7- CSI
8- Prison Break
9- The Sopranos
10-Sex and the City
ntvmsnbc
Thursday, July 23, 2009
Genç yetenekler gençlik dizileriyle keşfediliyor
Apartman ve televizyon kültürüyle büyümüş genç neslin beğenilerine hitap edecek dizilere yönelen televizyon kanalları, nüfusunun üçte ikisini gençlerin oluşturduğu Türkiye’deki bu potansiyeli gençlik dizileriyle değerlendirmeyi hedefliyor.
Sevgiyi, arkadaşlığı, dostluğu, güveni, paylaşımı, aşkı, gençlerin tazecik heyecanları üzerinden anlatarak kaybolmaya başlayan bu değerleri öğretmeyi ve anımsatmayı başaran senaristlerimizden ve yapımcılarımızdan gençliğin bir kesimini değil bütün kesimlerini kapsayan, gerçekçi projelere imza atmalarını bekliyoruz.
Üniversiteler artık kapılarını gençlik dizilerine açıyor
10 yıl önce üniversite gençlerini konu alan diziler çekebilmek imkansızdı. Üniversite kampüsüne girmek zaten olanaksız, kampüs dışındaki fakültelerde çekim yapabilmenin koşulu ise hafta sonlarıydı. Bu şartlarla birlikte maliyeti de yüksek olunca üniversite dizisi bir yana, birkaç sahnesi üniversitede geçen dizileri çekmek bile dizi yapımcılarını zorluyordu. Üniversitelerin kapılarını televizyon dizilerine açmaya başlaması sektörel gelişmenin önemli bir göstergesi.
Genç yetenekler gençlik dizileriyle keşfediliyor
TRT ekranlarında başlayan yeni gençlik dizisi Kapadokya Düşleri, güçlü oyuncu kadrosu, sağlam senaryosu ve en önemlisi etkileyici atmosferik çekimleriyle dikkat çekiyor. Devrim Saltoğlu, Enis Arıkan ve Rıza Kocaoğlu’nun başarılı oyunculuklarının yanı sıra özellikle Dilşad Çelebi ve Hakan Hatipoğlu dizinin parlayan yıldızları....
Gerilim ve komediyi başarılı kamera kullanımı ve oyuncu yönetimi ile keyifle izlenilir kılan yönetmen Atilla Cengiz’i, Kapadokya Düşleri’nde yakaladığı şiirsel diliyle düş tadında bir dizi çektiği için kutlarız.
Kavak Yelleri, Brezilya dizilerine döndü
Arkadaşlık, sevgi,dostluk, aşk, güven kavramlarından yola çıkarak geniş bir seyirci profili yakalayan Kavak Yelleri dizisi, Brezilya dizilerini aratmayan dejenere ilişkilere dönüşen hikayesiyle kabak tadı vermesine rağmen, keşfedilen yeni yüzleri sayesinde -Pelin Karahan, Aslı Enver, İbrahim Kendirci- bir sezon daha devam edecek.
Bir diğer gençlik dizisi ‘Melekler Korusun’da Özge Özpirinçci, Selin Şekerci yeni yüzler olarak öne çıkıyor.
Atv’de gençlik dizisi başlıyor
‘Es-Es Kampüs’ adlı yeni üniversite dizisi Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde çekilecek. Çekimlerine üç gün önce İstanbul’da başlanan dizinin oyuncu kadrosunda Berk Hakman, Derya Alabora, Erdal Beşikçioğlu gibi başarılı oyuncuların yanı sıra yeni yüzler de yer alıyor.
Ağustos ayının ikinci haftası yayına başlayacak dizinin yönetmenliğini ‘Şöhret’ dizisinin yönetmeni Bahadır İnce yapıyor.
Dizi Kritik / Yasemin Cengiz
Sevgiyi, arkadaşlığı, dostluğu, güveni, paylaşımı, aşkı, gençlerin tazecik heyecanları üzerinden anlatarak kaybolmaya başlayan bu değerleri öğretmeyi ve anımsatmayı başaran senaristlerimizden ve yapımcılarımızdan gençliğin bir kesimini değil bütün kesimlerini kapsayan, gerçekçi projelere imza atmalarını bekliyoruz.
Üniversiteler artık kapılarını gençlik dizilerine açıyor
10 yıl önce üniversite gençlerini konu alan diziler çekebilmek imkansızdı. Üniversite kampüsüne girmek zaten olanaksız, kampüs dışındaki fakültelerde çekim yapabilmenin koşulu ise hafta sonlarıydı. Bu şartlarla birlikte maliyeti de yüksek olunca üniversite dizisi bir yana, birkaç sahnesi üniversitede geçen dizileri çekmek bile dizi yapımcılarını zorluyordu. Üniversitelerin kapılarını televizyon dizilerine açmaya başlaması sektörel gelişmenin önemli bir göstergesi.
Genç yetenekler gençlik dizileriyle keşfediliyor
TRT ekranlarında başlayan yeni gençlik dizisi Kapadokya Düşleri, güçlü oyuncu kadrosu, sağlam senaryosu ve en önemlisi etkileyici atmosferik çekimleriyle dikkat çekiyor. Devrim Saltoğlu, Enis Arıkan ve Rıza Kocaoğlu’nun başarılı oyunculuklarının yanı sıra özellikle Dilşad Çelebi ve Hakan Hatipoğlu dizinin parlayan yıldızları....
Gerilim ve komediyi başarılı kamera kullanımı ve oyuncu yönetimi ile keyifle izlenilir kılan yönetmen Atilla Cengiz’i, Kapadokya Düşleri’nde yakaladığı şiirsel diliyle düş tadında bir dizi çektiği için kutlarız.
Kavak Yelleri, Brezilya dizilerine döndü
Arkadaşlık, sevgi,dostluk, aşk, güven kavramlarından yola çıkarak geniş bir seyirci profili yakalayan Kavak Yelleri dizisi, Brezilya dizilerini aratmayan dejenere ilişkilere dönüşen hikayesiyle kabak tadı vermesine rağmen, keşfedilen yeni yüzleri sayesinde -Pelin Karahan, Aslı Enver, İbrahim Kendirci- bir sezon daha devam edecek.
Bir diğer gençlik dizisi ‘Melekler Korusun’da Özge Özpirinçci, Selin Şekerci yeni yüzler olarak öne çıkıyor.
Atv’de gençlik dizisi başlıyor
‘Es-Es Kampüs’ adlı yeni üniversite dizisi Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde çekilecek. Çekimlerine üç gün önce İstanbul’da başlanan dizinin oyuncu kadrosunda Berk Hakman, Derya Alabora, Erdal Beşikçioğlu gibi başarılı oyuncuların yanı sıra yeni yüzler de yer alıyor.
Ağustos ayının ikinci haftası yayına başlayacak dizinin yönetmenliğini ‘Şöhret’ dizisinin yönetmeni Bahadır İnce yapıyor.
Dizi Kritik / Yasemin Cengiz
Dünyada tiryakilik yapan türk dizileri
Sina KOLOĞLU / CAFE MİLLİYET
Tiryakilik yapan diziler
Dün Milliyet’te dış haberler servisinin bir haberi vardı; dünyada tiryakilik yapan dizilerle ilgili. “Lost” ve “24” dizileri ilk iki sıradaydı. Ve bildiğimiz bilimum Amerikan dizileri. Ama bir de başka veriler var; “Gümüş” de tiryakilik yaptı!
“Gümüş” dizisinin Arap ülkelerindeki başarısı, gazetelere haber oldu. Devamı geldi. “Binbir Gece” Kuveyt’te haftada altı gün, günde üç kez gösteriliyormuş. “Number One TV Year In The World / 2009”; bu araştırmayı Eurodata TV Worldwide yapıyor. Bu kuruluş her yıl “televizyon eğilimleri” ile ilgili araştırmaları 5 kıtada 80 ülkede yapıyor. Ve ilk defa dünyada en iyi iş yapan dizilerde ilk ona Türkiye girdi. “Gümüş” en çok izlenen diziler sıralamasında yedinci. Bu araştırmada, bizim gazetede yer alan haberde “tiryakilik yapan diziler” sıralamasında yedinci olan “C.S.I” dört ülkede birinci sırada. Demek ki hem “tiryakilikte” hem de “ticari” başarıda ilk sırada. Artık dizilerde yeni yorumlar var. Amerikan hegemonyası yavaş yavaş kalkıyor. Diziler, dünyanın yeni düzenine göre yorumlanıyor.
Türk dizileri Arap dünyasında
“Kendi içinde sesi çıkmayan Türkiye büyük bir sürpriz yaptı. ‘Gümüş’, Ortadoğu’da patlama yaptı” deniliyor. “Gümüş” araştırmanın sıralamasında üç ülkede gösterimiyle yedinci sırada. Bu dizinin “Arap dünyasında” tiryakilik yaptığı kesin. Yani orada bir araştırma yapılsa eminim sonuç böyle çıkacak.
Rusya ve Kolombiya
SSCB’nin dağılmasından sonra kurulan cumhuriyetlerin Rusya’nın dizi pazarının müşterileri olacağını kimse düşünmezdi. “Tatyana’s Days”, “And Still I Love” ve “The Apostle” dizileri dört ülkede gösteriliyor. Bunlar komşu ülkeler. Ve giderek de yayılacak bu olay. Pembe dizi ihratacatçısı ülkelerden biri de Kolombiya. “Çirkin Betty” dört ülkede ekranda. Bu dizi için “tiryakilik yaptı” denilemez mi?
Yeni yorum
Amerika’nın dizi endüstrisi artık “yerel diziler”le savaşmak durumunda. Yani Yunanistan’dan başlayarak, Rusya’ya doğru giden hat ve Ortadoğu televizyonlarında, yeni ülke dizileri var. Nitekim araştırmanın yapılan yorumunda da, “Rusya komşu ülkelerine dizi satmaya başladı” deniliyor. Türkiye’nin bu anlamda önü açık ve gerçek bir dizi fabrikası...
Peki bizde tiryakilik var mı?
Biz dizi yorgunuyuz. OYuncusu, senaristi, teknik ekibiyle gerçekten hızlı ötesi çalışan ve bu nedenle dizileri çabuk tüketen bir toplumuz. Tiryakilik yapar diye düşündüğümüz nice diziler, bitti. “Yaprak Dökümü” ve “Kurtlar Vadisi” bu tanıma uyan iki dizi. Ama onların da ne olacakları belli değil. “Yeter bu kadar sürdü” diyebilirler. Peki size soralım bizde gerçekten tiryakilik yapan diziler neden bitti? Ya da hala var mı? Mail adresim; s.kologlu@gmail.com... Bekliyorum.
Tiryakilik yapan diziler
Dün Milliyet’te dış haberler servisinin bir haberi vardı; dünyada tiryakilik yapan dizilerle ilgili. “Lost” ve “24” dizileri ilk iki sıradaydı. Ve bildiğimiz bilimum Amerikan dizileri. Ama bir de başka veriler var; “Gümüş” de tiryakilik yaptı!
“Gümüş” dizisinin Arap ülkelerindeki başarısı, gazetelere haber oldu. Devamı geldi. “Binbir Gece” Kuveyt’te haftada altı gün, günde üç kez gösteriliyormuş. “Number One TV Year In The World / 2009”; bu araştırmayı Eurodata TV Worldwide yapıyor. Bu kuruluş her yıl “televizyon eğilimleri” ile ilgili araştırmaları 5 kıtada 80 ülkede yapıyor. Ve ilk defa dünyada en iyi iş yapan dizilerde ilk ona Türkiye girdi. “Gümüş” en çok izlenen diziler sıralamasında yedinci. Bu araştırmada, bizim gazetede yer alan haberde “tiryakilik yapan diziler” sıralamasında yedinci olan “C.S.I” dört ülkede birinci sırada. Demek ki hem “tiryakilikte” hem de “ticari” başarıda ilk sırada. Artık dizilerde yeni yorumlar var. Amerikan hegemonyası yavaş yavaş kalkıyor. Diziler, dünyanın yeni düzenine göre yorumlanıyor.
Türk dizileri Arap dünyasında
“Kendi içinde sesi çıkmayan Türkiye büyük bir sürpriz yaptı. ‘Gümüş’, Ortadoğu’da patlama yaptı” deniliyor. “Gümüş” araştırmanın sıralamasında üç ülkede gösterimiyle yedinci sırada. Bu dizinin “Arap dünyasında” tiryakilik yaptığı kesin. Yani orada bir araştırma yapılsa eminim sonuç böyle çıkacak.
Rusya ve Kolombiya
SSCB’nin dağılmasından sonra kurulan cumhuriyetlerin Rusya’nın dizi pazarının müşterileri olacağını kimse düşünmezdi. “Tatyana’s Days”, “And Still I Love” ve “The Apostle” dizileri dört ülkede gösteriliyor. Bunlar komşu ülkeler. Ve giderek de yayılacak bu olay. Pembe dizi ihratacatçısı ülkelerden biri de Kolombiya. “Çirkin Betty” dört ülkede ekranda. Bu dizi için “tiryakilik yaptı” denilemez mi?
Yeni yorum
Amerika’nın dizi endüstrisi artık “yerel diziler”le savaşmak durumunda. Yani Yunanistan’dan başlayarak, Rusya’ya doğru giden hat ve Ortadoğu televizyonlarında, yeni ülke dizileri var. Nitekim araştırmanın yapılan yorumunda da, “Rusya komşu ülkelerine dizi satmaya başladı” deniliyor. Türkiye’nin bu anlamda önü açık ve gerçek bir dizi fabrikası...
Peki bizde tiryakilik var mı?
Biz dizi yorgunuyuz. OYuncusu, senaristi, teknik ekibiyle gerçekten hızlı ötesi çalışan ve bu nedenle dizileri çabuk tüketen bir toplumuz. Tiryakilik yapar diye düşündüğümüz nice diziler, bitti. “Yaprak Dökümü” ve “Kurtlar Vadisi” bu tanıma uyan iki dizi. Ama onların da ne olacakları belli değil. “Yeter bu kadar sürdü” diyebilirler. Peki size soralım bizde gerçekten tiryakilik yapan diziler neden bitti? Ya da hala var mı? Mail adresim; s.kologlu@gmail.com... Bekliyorum.
Labels:
dizi,
kanal,
show tv,
televizyon,
yaprak dökümü,
yerli dizi
Monday, October 22, 2007
Binbirgece

35. Bölüm
Onur ile Şehrazat arasında sürpriz gelişmeler
Hem ölümün eşiğinden dönen, hem de uğradığı iftiradan aklanan Onur artık Şehrazat’tan olumlu bir adım beklemektedir. Kerem, Bennu’yla ilişkisini sürdürürken Şehrazat’a yakınlaşmak için her fırsatı kollar. Yeni yatırımların eşiğinde olan Burhan, yurtdışına iş seyahatine çıkar. Ali Kemal’in aklında ise sadece Cansel vardır. Cansel, Onur’un yeni şoförü Yaman’dan sıcak ilgi ve yakın destek görür. Onur ve Kerem’in arkadaşlık ilişkilerindeki gerginlik iş hayatına da yansır. Şehrazat, Onur’u kızdıracak bir davranışta bulunur. Gani okul konusunda herkesi kandırmaya devam ederken parayla tehlikeli oyunlar oynamaya başlar. Anne ve babalarına kızan Buket ve Burcu herkesin yüreğini hoplatacak bir maceraya kalkışırlar. Onur ve Kerem Binyapı’yla ilgili hayati bir karar alırlar. Bugüne kadar hep hastanede kutlanan Kaan’ın doğum günü bu kez bambaşka olaylara gebedir.
Şehrazat ve Onur yeniden bir araya gelecek mi? Onur ve Kerem yollarını tamamen ayıracaklar mı? Nadide, Onur’dan nasıl bir yardım görecek? Şehrazat; Kerem’e niye büyük bir tepki gösterecek?
Oyuncular:
Halit Ergenç
Bergüzar Korel
Tardu Flordun
Ceyda Düvenci
Metin Çekmez
Tomris İncer
Yonca Cevher Yenel
Ergün Demir
Yapım: TMC
Kanal D 23.10.2007 salı saat: 20.00
Labels:
binbirgece,
dizi,
kanal d,
televizyon,
tv
Bıçak sırtı

6. Bölüm
Nisan gerçeği öğrenecek mi
Kendini iyice sıkışmış ve yalnız hisseden Orhan, sonunda Mehmet’e gerçeği anlatır. Kardeşinden destek görmeyi ummaktadır ama Mehmet’in tepkisi hiç de beklediği gibi olmayacaktır. Murat’ın gerçek babasının Ali olduğunu öğrenmek, Mehmet’i, Güneş’le olan ilişkisini de sorgulamaya iter. Öte yandan Ali, kardeşinin bir sevgilisi olduğunu anlamış ve kim olduğu konusunda Güneş’i sıkıştırmaya başlamıştır. Bu arada gelen bir kaza haberi, hem köşk, hem de Ali cephesine bomba gibi düşer. Nisan, Ali ve Orhan’ı aynı telaşla hastaneye sürükleyen kaza, Nisan’da Ali’ye dair kuşku yaratır. Kafasındaki sorulara tatmin edici cevap bulamayan Nisan, sonunda Ali’nin karşısına dikilir. Bu başbaşa konuşmayı gören biri daha vardır.
Nisan’ın şüphelerini savuşturan ama Mehmet’in gerçeği anlatmasından korkan Orhan, kardeşini takibe alır. Ve gördüğü manzara Orhan’ı, Mehmet’i hem evden hem kendisinden daha da uzaklaştıracak hain bir plan yapmaya iter.
Oyuncular:
Orhan Ertuğrul
Ali Sinan
Mehmet Ertuğrul
Yapım: TMC
Kanal D 22.10.2007 pazartesi saat: 22.00
Labels:
bıçak sırtı,
dizi,
kanal d,
show tv,
televizyon
Oyun Bitti

5. Bölüm
Şahin, Dilan’ın peşinde
Kanal D’nin, başrollerinde; Azra Akın, Mert Öcal, Baran Ayhan, Zeki Alasya ve Tarık Pabuççuoğlu’nun oynadıkları, yapımcılığını Erler Film - Türker İnanoğlu’nun üstlendiği, yönetmenliğini Onur Tan’ın yaptığı, senaryosunu da Resul Ertaş’ın yazdığı sevilen dizisi “Oyun Bitti”nin bu bölümünde; Dilan, Şehmuz Ağa’nın silahlı adamlarını atlatmayı başarıyor ama bu kez de sokakta Şahin’le karşılaşınca işler yine karışıyor.
Dilan, Şehmuz Ağa’nın silahlı adamlarından kurtulmak için intihar etmiş numarası yapar. Şahin, Dilan’ın ölümünden babasını sorumlu tuttuğu için kavga edip, evi terk eder.
Nedret Hanım ve köşk çalışanları henüz Dilan’ın yaşadığını bilmiyorlardır. Tatyana ruh çağırabildiğini ve isterlerse Dilan’ın ruhunu çağırabileceğini söyler. Onlar ruh çağırdığı sırada Dilan köşke gelince herkes Dilan’ın hayaleti geldi sanır ve korkudan kaçışırlar. Dilan’ın intihar etmediğini ve yaşadığını öğrendiklerinde ise herkes rahat bir nefes alır.
Bu arada Şahin, Dilan’ın acısıyla kendini içkiye vurmuştur. Kemal, Şahin’i rahat bir nefes alsın diye dışarı çıkarır. Şahin sokakta Dilan’ı görür. Dilan, Şahin’e yakalanmamak için kaçar. Şahin, Tahsin’e gider ve Dilan’ı gördüğünü söyler. Tahsin Şahin’e hayal gördüğünü söyler.
Dilan, Şahin’e yakalanınca Türkiye’de kalmasının sakıncalı olduğunu düşünüp İngiltere’ye gitmeye karar verir. Murat bu duruma çok üzülür. Dilan İngiltere’ye gidebilecek mi? Dilan’ın ölmediği ortaya çıkacak mı?
Labels:
dizi,
kanal d,
oyun bitti,
televizyon
Doktorlar

Yayın saati :Show tv 22.10.2007 saat:20.00
32. BÖLÜM KONUSU
Bu hafta doktorlar'da gözyaşı ve kahkaha birbirine karışıyor.
Zenan ve Suat arasında sinirler gergin, kıskançlık hat safhada.
Ailesinden bunalan Zeynep, Ela'nın yanına taşınmak istiyor, Ela ve Zenan ise kararsız.
Arslan'ın bu hafta kimseyle uğraşacak hali yok, çünkü başında büyük bir bela ve geçmişindeyse büyük bir sır var.
Uyuşturucu dramı, aşkı uğruna kendinden vazgeçen bir genç ve çocukları için çırpınan bir aile.
Doktorlar yine soluk soluğa!
Labels:
dizi,
doktorlar,
show tv,
televizyon,
tv
Friday, October 5, 2007
Yaprak Dökümü Roman Özeti

Ali Rıza Bey, şair ruhlu, içine kapanık, kendi hâlinde dürüst bir insandır. Prensipleri kendi prensipleriyle bağdaşmayan insanlarla çalışmak istemediği için şirketteki memuriyetinden istifa eder; Üsküdar'daki evine çekilir. Ali Rıza Beyin, Şevket isminde bir oğlu ile Fikret, Neclâ, Leylâ ve Ayşe adında dört kızı vardır. Ali Rıza Bey, işten çıktığı sırada oğlu Şevket yüksek maaşla bir bankaya memur olur; evin bütün yükü onun üzerine biner. Şevket, babası gibi iyi yetişmiş, karakterli, namuslu bir gençtir. Ailesine de son derece bağlıdır. Babasının doğruluk ve namus uğruna işten istifa etmesini uygun bulur. Buna karşılık Ali Rıza Beyin hanımı Hayriye Hanım durumdan hiç memnun kalmaz.
Bir süre sonra Şevket, Ferhunde adında hafif meşrep bir kadınla evlenir. Eğlenceye düşkün olan bu kadın, birbirinden genç, güzel ve hareketli, asrî olmaya meraklı olan Neclâ ve Leylâ'nın da karakterini bozar. Bir eğlence ve moda düşkünlüğü başlar. Evde sık sık partiler düzenlenir. Evin büyük kızı Fikret, yengesi ve kardeşleriyle anlaşamadığı ve bu durumdan hiç memnun olmadığı için en az babası kadar üzgün ve kırgındır. Hayriye Hanım, sırf kızlarına koca bulmak ümidiyle evde her değişikliğe razı olur. Şevket de olanlardan memnun kalmamasına rağmen belki de karısının tesiriyle kendisini bu hevese kaptırmıştır...
Evde gün geçtikçe itibarı düşen Ali Rıza Bey tekrar işe girmeyi düşünürse de başaramaz. Eğlenceler ve toplantılar için lüzumsuz yere para harcanan evde maddî sıkıntılar başlar; kavgalar, türlü rezaletler ve sefalet birbirini takip eder. Ali Rıza Bey, çocuklarındaki bu korkunç değişiklikler karşısındaki hayret, şaşkınlık ve acı içinde kıvranmaktadır. Evdeki bu anormal havaya ayak uyduramayacağını anlayan Fikret Adapazarı'na yaşlı, dul bir adama gelin gider. Böylelikle aile ağacının yapraklarından biri düşer. Ali Rıza Bey, çirkin durumlardan kurtarmak için kızlarını evlendirmeyi düşünür; fakat dürüst ve namuslu damat adayı bulamaz. Bu arada Şevket masrafları karşılamak için bankadan borç alır; sonra ödeyemez, hapse atılır. Böylece, ikinci yaprak düşer. Kocası hapisteyken Ferhunde evden kaçar. Bu üçüncü yaprağın düşüşü olur. Karısının kaçtığı haberini hapishanede babasından alan Şevket üzülmez, hatta bir belâdan kurtulduğu için memnun olur.
Ferhunde'nin kaçışı ile elebaşlarını kaybeden Leylâ ve Neclâ bocalarlar. Evde hakimiyet yine Ali Rıza Beyin eline geçer; toplantılara ve eğlencelere son verilir. Bu monoton hayat kızlara pek sıkıcı gelir; sırf bu havadan kurtulmak için Neclâ bin bir türlü hayaller kurarak, kendisini zengin gösteren bir Suriyeli ile evlenir. Fakat Suriye'ye gidince orada kocasının birkaç karısının daha olduğunu görür. Kendisini kurtarması için babasına mektuplar yazar. Bu dördüncü yaprağın düşüşüdür. Bu arada Leylâ kötü yola sapar. Ali Rıza Bey, kızını evden kovar. Leylâ bir avukatın metresi olur. Bu beşinci yaprağın düşüşüdür. Bu olaydan sonra Ali Rıza Beye hafif bir inme iner. Onu yiyip bitiren asıl hastalık içindedir. Leylâ da gittikten sonra ev büsbütün ıssız kalır. Hayriye Hanım bütün güç ve kuvvetini kaybeder. Leylâ yüzünden kocasına sık sık sitemlerde bulunur. Bunun üzerine Ali Rıza Bey, Adapazarı'na, Fikret'in yanına gider. Fakat aradığı huzuru orada da bulamaz; kalabalık bir aile hayatı içinde âdeta bir cehennem hayatı yaşayan Fikret, bütün iyi niyetine rağmen babasını yanında barındıracak durumda değildir. Bunun üzerine Ali Rıza Bey İstanbul'a döner, hastalığı ilerlediği için eve uğramadan hastahaneye yatar. Babasının hastalık haberini alan Leylâ onu hastahaneden çıkarır, kendi evine götürür. Taksim'deki lüks apartman katında hep birlikte rahat yaşamaya başlarlar. Ara sıra yolda eski kahve arkadaşları ile göz göze gelmese Ali Rıza Bey büsbütün huzur içinde olacaktır.
Eserin konusu, gelir düzeyinin üzerinde bir yaşam sürdürmek isteyen bir ailenin dağılışıdır.
Yazar bu romanla okuyucuya; çılgın hayallerin, maddî israfların, gereksiz özentilerin hüküm sürdüğü bir ailede çöküntülerin başlayacağı mesajını verir.
Yaprak Dökümü, toplumsal gerçekleri ele aldığından basmakalıplıktan uzak, başarılı bir romandır. Bilindiği gibi, Tanzimat'tan sonra toplumumuzda bir batılılaşma hevesi başlamıştı. Batılılaşmak yanlış anlaşıldığından; yüzyıllarca süren millî gelenek ve göreneklerimizden, karakterimizden sıyrılma olarak kabul edildiğinden, bu, birçok ailede birtakım felâketlere sebep olmuştur. Bugün bile içinde bulunduğumuz güç durumların esas sebebi budur. Birtakım toplumsal pürüzlere, karakter boşluklarına ışık tutması bakımından Yaprak Dökümü gerçekçi ve orijinal bir romandır.
Monday, May 7, 2007
Beyaz Gelincik
Aslanbaş'lar, Adana'nın en zengin ailelerinden biridir. Binlerce dönüm pamuk tarlasının sahibi olan bu aile büyük bir çiftlik evinde yaşamaktadır.
Aslanbaş Holding'in esas gözbebeği pamuktur ama diğer alanlarda da başarıyı yakalamışlardır. Aslanbaş Ailesi; ana-babaları ölmüş olan dört erkek kardeşten oluşur. Hikayemizin merkezinde de bu dört kardeş vardır. Bir başka ana karakter ise Ceren Durul... 25 yaşında Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra ABD'de Ziraat Mühendisliği okumuş, düzgün hatlarıyla dikkat çeken, beyaz tenli, çok güzel bir kız. Aslanbaş Holding'de çalışıyor. Şirkette ceketi eteğiyle dolaşırken, gerektiğinde tarlaya eşofmanlarını, yerel kıyafetleri giyip gidebiliyor. Tarlalarda çalışan işçiler beyaz teni nedeniyle, pamuğa verilen "Beyaz Gelincik" ismini ona takmışlar. Bütün olaylar; Ömer'in ilk kez "Beyaz Gelincik Ceren" ile karşılaşmasıyla başlar. Ondan sonrası; bir bir ortaya dökülen sırlar, bazen aşk bazen iktidar için söylenen yalanlar, merak içinde sonu beklenecek gelişmeler...
Aslanbaş Holding'in esas gözbebeği pamuktur ama diğer alanlarda da başarıyı yakalamışlardır. Aslanbaş Ailesi; ana-babaları ölmüş olan dört erkek kardeşten oluşur. Hikayemizin merkezinde de bu dört kardeş vardır. Bir başka ana karakter ise Ceren Durul... 25 yaşında Galatasaray Lisesi'ni bitirdikten sonra ABD'de Ziraat Mühendisliği okumuş, düzgün hatlarıyla dikkat çeken, beyaz tenli, çok güzel bir kız. Aslanbaş Holding'de çalışıyor. Şirkette ceketi eteğiyle dolaşırken, gerektiğinde tarlaya eşofmanlarını, yerel kıyafetleri giyip gidebiliyor. Tarlalarda çalışan işçiler beyaz teni nedeniyle, pamuğa verilen "Beyaz Gelincik" ismini ona takmışlar. Bütün olaylar; Ömer'in ilk kez "Beyaz Gelincik Ceren" ile karşılaşmasıyla başlar. Ondan sonrası; bir bir ortaya dökülen sırlar, bazen aşk bazen iktidar için söylenen yalanlar, merak içinde sonu beklenecek gelişmeler...
Tuesday, January 2, 2007
Binbirgece dizisi

Binbirgece dizisi
Şehrazat, ataerkil bir ailenin oğlu olan Ahmet’le ailenin şiddetle karşı çıkmasına rağmen evlenmiş, bir çocuğu olmuştur. Oğulları henüz bir yaşındayken Ahmet trafik kazasında ölmüş, Şehrazat oğluyla hayat mücadelesine atılmıştır. Ancak genç kadının talihsizliği bu kadarla kalmamış, oğlunun lösemi olduğunu öğrenmiş, tedavisi için canla başla çalışmaya başlamıştır.
Hikaye Şehrazat’ın oğlunun tedavisi için 200 bin dolar bulmak zorunda kalması ile başlar. Tedavi belirlenmiş, Kaan’a ilik verecek donör Azerbaycan’da bulunmuş, iş paraya kalmıştır. Şehrazat önce çok varlıklı bir adam olan kayınpederi Burhan Bey’e başvurur. Sonuç alamaz.
Çocuğunu yaşatmak için her çareyi deneyen genç kadın, çalıştığı şirketin iki genç ve yakışıklı patronundan birine başvurur. Patronundan gelen teklif hayatının akışını değiştirecek, Şehrazat’ı altüst etmeye yetecektir.
Sıla

Mezopotamya'nın bereketli toprakları. Hiçbir penceresi birbirine bakmayan, yüksek avlulu evleri, daracık sokakları olan topraklarda kanun tanımaz töreler, töreye karşı gelen aşk!
Kalbinde hep hasret büyütmek zorunda kalan bir kızla, töreleri ve kalbi arasında kalan Boran'ın tutkulu aşk hikayesi!
Yazgısı, onu üç yaşındayken özünden, ailesinden koparıp, İstanbul'a sürükler. Kökleri Doğuda, Batı dünyasına ait Sıla, bir yalanla büyür. Sıla başka bir dünyaya kök salmaya çalışırken o farkında değildir ki, o topraklar kızların kaderini başkaları yazar. Sıla'nın hiç duymadığı Berdel kelimesi, hayatının tüm seyrini değiştirir. Hiç tanımadığı ağabeysinin canını kurtarmak için, hiç görmediği aşiret reisi Boran'la zorla evlendirilir. Artık Sıla kocaman bir evde, yıkılmaz kuralları olan bir töreye hapistir. Sıla her gün kaçış planları yapar ama farkında değildir ki, asıl kaçmaya çalıştığı şey, içinde yavaş yavaş büyüyen Boran'a duyduğu umarsız aşktır.
Monday, January 1, 2007
Ihlamurlar Altında

Varoşların güzelliğiyle dillere destan Elif'i, gönlünü mahallenin yürekli delikanlısı Yılmaz'a kaptırmıştır. Dürüstlüğüyle çevresindekilerin sevgisini kazanmayı başaran Yılmaz'ın gözü Elif'den başka kimseyi görmez. Birbirlerine deli gibi aşık olan Yılmaz ve Elif'in tüm arzuları evlilik hazırlıklarını bir an önce bitirip, birbirlerine kavuşmak ve masallardaki gibi hayatları boyunca mutlu olmaktır.
Yılmaz bir gümrükte, Elif ise çok büyük bir tekstil fabrikasında işçidir. Elif'in güzelliğini tek fark eden Yılmaz değildir. Tek-Stil fabrikasının veliahttı Ömer de Elif'i görünce büyülenmiş ve yakın takibe almıştır. Varoşlardan çok uzakta zengin bir hayat yaşayan Ömer ve kız kardeşi Filiz için samimi bir aşka sahip olmak en büyük zenginliktir. Filiz yurtdışında eğitim görmüştür ve işinde çok başarılıdır. Başarılı olmadığı tek konu ise aşktır. Filiz, tanımasa da Yılmaz'ın Elif'e olan sevgisinden etkilenir. İçten içe, Yılmaz gibi bir erkeğin karşısına çıkacağı günü bekler, belki de beklediği beyaz atlı prens Yılmaz'dan başkası değildir.
Elif yaşadığı yoksul hayattan bıkmıştır. Bazen alamayacağı elbiselere bakarken özendiği zengin yaşamın hayalini kurar. Elif için para ve gösteriş ne kadar önemliyse Yılmaz için de o kadar önemsizdir. Aralarındaki en büyük uçurum budur.
Beklenmedik bir kaza Elif, Yılmaz, Ömer ve Filiz'in kaderlerini birleştirir. Elif'in patronu Ömer otomobiliyle Yılmaz'a çarpar. Yılmaz kazayı ucuz atlatmıştır. Bu kaza Yılmaz'a ve Elif'e birbirlerine verdikleri değeri hatırlatır. Elif'in annesi Müjgan kızının Yılmaz ile kendisi gibi yoksul bir hayat yaşayacağı fikrindedir, yol yakınken Yılmaz'ı bırakmasını söyler durur. Elif'in ise kararı kesindir, Yılmaz ile evlenecektir.
Yılmaz çalıştığı gümrükte kaçak insan ticareti yapanların oyununu bozar. Dikkati sayesinde yabancı uyruklu birinin hayatını kurtarırken diğer taraftan işlerini bozduğu kişilerin düşmanlığını kazanır.
Ömer, Elif'i gördükten sonra ona daha yakın olabilmek için elinden geleni yapar. Sırf Elif'e baktı diye adam döven Yılmaz, Ömer'in farkında değildir. Ömer, Elif'in tanıdığı diğer kızlardan faklı olduğunu hisseder. Onu Elif'e doğru çeken bir şey vardır, yoksa bu aşk mıdır?
Kaybolan Yıllar

Kader, üç küçük çocuğun ayrılan yollarını yeniden bağlayacak. Ve aralarından biri, nefretiyle her birinin hayatını baştan aşağı değiştirecek...
Esmer (Saruhan Hünel) ile Ali (Burak Hakkı) yetimhanede büyütülen ve geçmişlerini bilmeyen iki küçük çocuktur. Esmer ve Ali 6 yaşındayken, yetimhane kapısına bırakılan küçük bebek, iki çocuğun hayatına bambaşka bir renk katar. Küçük Ezel’e (Yeşim Büber) adını koyamadıkları bir sevgiyle bağlıdırlar.
Bu sevgi bağı Ezel’in 6 yaşındayken bir aile tarafından, evlat edinilmesiyle bir anda çözülür. Ezel yeni ailesinin evinde, adı ve tüm dünyası değiştirilmiş bir şekilde yaşamaya başlar.
Ali ve Esmer bu ayrılığın acısını çıkarmak için yetimhaneyi ateşe verip kaçarlar. Artık evsiz barksız Ezel’siz bir yaşam onları beklemektedir...
... 20 yıl sonra ...
Ezel’in yetimhaneden ayrılması ve Ali ile Esmer’in İstanbul’un karmaşık sokaklarında gözden kaybolmalarının ardından tam 20 yıl geçer ve yaşam onları hiç beklenmedik bir anda karşı karşıya getirir. Üçünün de bambaşka hayatları vardır.
Adı Aylin olarak değiştirilen Ezel evlenmiş, tıpkı kendisini evlat edinen babası gibi başarılı bir cerrah olmuştur.
Ali, İstanbul’un arka sokaklarında onu kıskıvrak yakalayan sivil polis tarafından büyütülmüş ve bugün organize işlerde başarılarına başarılar katan bir polis amiri olmuştur ve onu büyüten bu ailenin biricik kızları Nazlı ile nişanlıdır.
Esmer ise hayatın karanlık tarafında kalmış, mafyaya hizmet eden, patronu Süleyman Çesen’e (Fikret Hakan) sıkı sıkıya bağlı gözü kara bir adam olmuştur.
20 yıl önce savrulan ve birbirinden bir daha hiç haber alamayan bu üç gencin yolları yıllar sonra yeniden kesişecek ve birbirlerini tanımayan Ali, Esmer ve Ezel, kaderin kendilerini için hazırladığı müthiş bir oyunun kurbanı olacaklardır.
Ali Bunalımda
Ender’in gözü dönmüştür.Ezel’i öldürmeye kararlıdır.Ezel,gücünün son demine kadar mücadele eder,ama astımın da etkisiyle sonunda tükenir..
Öte yandan,Esmer,Ali’nin yardımıyla Rosa’yı Niran’ın elinden kurtarır.Ali,bu operasyonda Esmer’e tüm desteğini verir,ama yalnızlığa dayanacak gücü kalmamıştır.Gece gündüz içmeye başlar,bunalıma girmiştir.Bu zor günlerde Ezel sandığı Şebnem O’nun en büyük dayanağıdır.Esmer bunu anladığı için Şebnem’den gerçek kimliğini Ali’den saklamasını ister.
Bu arada Ali’nin saklandığı eve gelen Şeref,O’na şaşırtıcı açıklamalar yapar.Üstelik bu sürprizlerin arkası da gelecektir.
Niran ise Esmer’e olduğu kadar artık Süleyman Çesen’e karşıda intikam ateşi ile yanmaktadır.İntikam için hiç umulmadık İki kişi ile işbirliği yapmaya karar verir.Bunun için de adımları atmaya başlar…
Avrupa yakası

Avrupa Yakası, ait olmak istediği havalı Nişantaşı hayatı, çalıştığı moda dergisi, tam bir beyaz Türk olan aşık olduğu erkek ve bu dünyanın tam zıttı hayat görüşüne sahip ailesi arasında kalmış genç bir kadını konu alıyor.
Dizinin yapımını Plato Film-Sinan Çetin, yönetmenliğini Jale Atabey Özberk üstleniyor. Senaryosunu, başrolünü de oynayan Gülse Birsel yazıyor. Gülse Birsel’in canlandırdığı “Aslı” karakterinin babasını Gazanfer Özcan, annesini Hümeyra, kardeşi Volkan’ı ise Ata Demirer oynuyor.
Dergi ekibinde Levent Üzümcü (Cem), Şenay Gürler (Fatoş), Bülent Polat (Şesu), Hale Caneroğlu (Yaprak), Yıldırım Öcek (Patron), Evrim Akın (Selin) yeralıyor. Veysel Diker (Tacettin), DJ Yavuz (Sertaç) ve Vural Çelik (Kubilay) diğer rolleri paylaşıyor.
Sağır Oda'da deve eleştirisi
Kanal D'de yayınlanan "Sağır Oda" dizisi, gündemi yakalayan esprileri, senaryo içinde kullanmaya devam ediyor.

Dizinin iki hafta önce yayınlanan bölümünde, Rus Ajan'ı konuşturmak için farklı bir işkenceye başvurulmuştu. Kadın ajanı fiziksel şiddetle konuşturamayan Zahid, sonunda odaya küçük bir teyple dönmüş, Ajdar'ın "Çikita Muz" şarkısıyla Rus Ajan'ı konuşturmaya çalışmıştı. Dizinin önceki akşam yayınlanan bölümünde de, günlerdir kamuoyunu meşgul eden THY'de deve kesme olayına gönderme yapıldı. Atatürk Havalimanı apronunda deve kestiren Uçak Bakım Başkan Vekili Şükrü Can'ın istifasıyla sonunçalanan olayı ele alan bölümde, Hakan Karahan'ın canlandırdığı istihbaratçı Oğuz, Ümraniye'deki hayvan pazarına giderek bir satıcıya deve olup olmadığını sordu. Satıcının deve bulunmadığını böylemesine üzerine, Oğuz Bey'in yanıtı ilginçti: 'Yoksa bütün develerinizi Türk Haya Yolları mı aldı?..' Oğuz'un bu sorusuna yanıt vermeyen çoban, arkasından "Senden iyi deve mi olur?" diye söylendi.
İşkence şarkısı için para aldı
Geçen haftaki bölümünde bir ajana işkence amacıyla "Çikita Muz" şarkısının dinlettirildiği "Sağır Oda" dizisinin yapımcıları, bu şarkı için Ajdar'a telif ödendiğini açıkladı.Kanal D'de yayınlanan "Sağır Oda" dizinin geçtiğimiz hafta ekrana gelen bölümünde, Rus ajanı fiziksel şiddetle konuşturamayan Zahid sonunda çareyi bir Ajdar şarkısında bulmuştu. Zahid, odaya küçük bir teyple dönmüş "Seni bugüne kadar kimseyi sorgulamadığım şekilde sorgulayacağım. Bunu sen istedin" demişti. Teybin düğmesine bastığında da Ajdar'ın "Çikita Muz" şarkısı çalmaya başlamıştı.
Ajdar'ın reklamı oldu
Dizinin yapımcılarından Cüneyt Özdemir, dizide Rus ajanı konuşturmak için "Çikita Muz" adlı şarkısını kullandıkları Ajdar'a, bunun karşılığında telif ödediklerini açıkladı. İstanbul Conrad Otel'de düzenlenen "Okulda Şiddet ve Madde Bağımlılığı" konferansında konuşan Özdemir, bir şarkıcının böyle bir durumdan rahatsız olabileceğini belirterek "Ama Ajdar bunu duyunca çok sevindi. Çünkü reklamı yapıldı. Bol bol televizyonlarda çıktı" dedi.

Dizinin iki hafta önce yayınlanan bölümünde, Rus Ajan'ı konuşturmak için farklı bir işkenceye başvurulmuştu. Kadın ajanı fiziksel şiddetle konuşturamayan Zahid, sonunda odaya küçük bir teyple dönmüş, Ajdar'ın "Çikita Muz" şarkısıyla Rus Ajan'ı konuşturmaya çalışmıştı. Dizinin önceki akşam yayınlanan bölümünde de, günlerdir kamuoyunu meşgul eden THY'de deve kesme olayına gönderme yapıldı. Atatürk Havalimanı apronunda deve kestiren Uçak Bakım Başkan Vekili Şükrü Can'ın istifasıyla sonunçalanan olayı ele alan bölümde, Hakan Karahan'ın canlandırdığı istihbaratçı Oğuz, Ümraniye'deki hayvan pazarına giderek bir satıcıya deve olup olmadığını sordu. Satıcının deve bulunmadığını böylemesine üzerine, Oğuz Bey'in yanıtı ilginçti: 'Yoksa bütün develerinizi Türk Haya Yolları mı aldı?..' Oğuz'un bu sorusuna yanıt vermeyen çoban, arkasından "Senden iyi deve mi olur?" diye söylendi.
İşkence şarkısı için para aldı
Geçen haftaki bölümünde bir ajana işkence amacıyla "Çikita Muz" şarkısının dinlettirildiği "Sağır Oda" dizisinin yapımcıları, bu şarkı için Ajdar'a telif ödendiğini açıkladı.Kanal D'de yayınlanan "Sağır Oda" dizinin geçtiğimiz hafta ekrana gelen bölümünde, Rus ajanı fiziksel şiddetle konuşturamayan Zahid sonunda çareyi bir Ajdar şarkısında bulmuştu. Zahid, odaya küçük bir teyple dönmüş "Seni bugüne kadar kimseyi sorgulamadığım şekilde sorgulayacağım. Bunu sen istedin" demişti. Teybin düğmesine bastığında da Ajdar'ın "Çikita Muz" şarkısı çalmaya başlamıştı.
Ajdar'ın reklamı oldu
Dizinin yapımcılarından Cüneyt Özdemir, dizide Rus ajanı konuşturmak için "Çikita Muz" adlı şarkısını kullandıkları Ajdar'a, bunun karşılığında telif ödediklerini açıkladı. İstanbul Conrad Otel'de düzenlenen "Okulda Şiddet ve Madde Bağımlılığı" konferansında konuşan Özdemir, bir şarkıcının böyle bir durumdan rahatsız olabileceğini belirterek "Ama Ajdar bunu duyunca çok sevindi. Çünkü reklamı yapıldı. Bol bol televizyonlarda çıktı" dedi.
Subscribe to:
Posts (Atom)